KÜÇÜK ÇOCUK
Gözlerinde inci yüreğinde sancı
Karanlıkta kaybolmuş ağlıyor küçük çocuk
Belki evin yokmuş senin anan-baban yokmuş senin
Kimselerin yokmuş senin belki seni hor görmüşler
Ne olursa olsun olsun ne olursa olsun
Zaman akıp gidecek günler gelip geçecek
Belki bir gün gelecek teselliyi bulacaksın küçük çocuk
Gözlerinde inci yüreğinde sancı
Karanlıkta kaybolmuş ağlıyor küçük çocuk
Türlü türlü derdin varmış dertler seni senden çalmış
Hakkın olan üç kuruşu o yabancı eller almış
Ne olursa olsun olsun ne olursa olsun
Zaman akıp gidecek günler gelip geçecek
Belki bir gün gelecek teselliyi bulacaksın küçük çocuk
(daha fazla…)
koltuğumun çürük tarafına radyo değmiş..
ürkütücü bir ses
ağlıyordu sanki..
biraz duman oldu etraf..
yok..yok..beynime teşebbüs etmedin bu defa
radyonun sesi bu..
duymuyorsun..
kulakların sarı kız dolu..
ya da ben kaçmış olabilirim boğazına..
klorlu su misali..tedirgin edici değil mi..
bazen olur ya
kabuklarını kuluçkaya yatırmak istersin..
veya mevsimlik bir göç..
alıp götürecek zannedersin seni..
iklimsiz martıların düştüğü ikilem gibi yani..
radyo işte
bunları yazmamı mırıldayan o..
melodi nedir bilmem..
ama her gece ya da gündüz fark etmez
kulaklarıma dolan senin sesinse
verin ordan bana bir sol
bir de la..bak biliyorum işte..
yok yok..aklıma teşebbüsten çürütmiycem seni
naylon parmaklıklarımda..
..
ateş böceği seni sordu geçenlerde..
var mısın..yok musun..bilmem..
aslıma ihanetten beş gün yattım
çıktım da nihayetinde..
ikliminden göç ettim
döner miyim dersin..bilmem..
ever..evet..radyoydu bu..
melodilerini öğrendim..
do ile başlıyorsun mesela..
ve benim için bestelenmiyorsun..
sözlerini ben yazıyorum oysa..
sen..radyoda..kulağımı kurcalayan bir arya bile olamıyorsun..
ne gariptir..
kimi zaman çiğniyorum dişlerimi..
yarım gelmişe geliyor
yarım geçmişimden geçiyorum..
dilim hanımeli..
dedim ya..çiğniyorum dişlerimi..
…
saat 04:00..ne gelirdi ki elimden
hükmünü giydirdiğin aklımın refahını isterken
bir de şu radyo
çürük çekyatımda ağlarken..
ancak çeşme başlarına yalatabilirdim seni..
hem de dibim ıslanırken..
Bahar PAK
Etiketler: Radyo » Radyo aşk şiri » Radyo romantik şiiri » Radyo şiir » Radyo Şiiri » Radyo şiiri oku » Radyo şiirleri » Siir » şiiri » SiirlerYıldızlar kaydı samanyolunda
Yüreklerimiz bir indi bir çıktı, aynı ritimde
Ağlatmaksa, ağlatmak
Cebime koyduğum sevincin edasıyla
Suçsa, suç,
Yarısı sende kaldı, yarısı bende
Avucumda sıcaklığı
Yanmaksa yanmak
Pusuya yattım akşamın ilk alacakaranlığında
Yıldızlar şahidim olsun
Vurulmaksa, vurulmak
Her gün yanında olamamaktan korkuyorum
Sesini duyamamaktan
Seni görünce, sana alışmaktan da korkuyorum
Nedense sensizlikten de korkuyorum
Bir gün hoşça kal demenden
İstemesem de;
Bir gün, bir gül gibi
İçimde solmandan korkuyorum
Hafızamda bırakacağın hatıralardan
Hatıralardan kaçamamaktan
Adını unutamamaktan korkuyorum
Ah be güzelim;
Ben seni sevmekten korkuyorum.
Benimkisi sadece bir sevda
Göz yaşlarımla söndüremediğim
Korkularımı yenemediğim
Söyleyemediğim
Fakat, kendimi tükettiğim
Ve beni;
Yedi kat yerin dibine sokan
Utandıran, korkutan
An be an içimi yakan
Cesaretsiz bir sevdan
Bu nasıl bir sevda ?
Anlayamıyorum
Ah be güzelim;
Ben seni sevmekten korkuyorum.
Biliyor musun;
Aklımdan hiç çıkmıyorsun.
Sen benim;
İmkansızlar bahçesinden koparttığım
Edâlı gülümsün.
Hiçbir zaman koklayamayacağım
Adını söylerken burkulacağım
Sevmekten hep korkacağım
Fakat, ömrüm boyunca unutmayacağım
Edâlı gülümsün.
Ah be güzelim;
Aslında sen benim,
Kendi ömrümsün
Seni seviyorum diye
Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı
Seninle yaşamaya hazırlanırken
Sana uzanan yollarımı kapaman niye?
Biliyorum haykırışlarım boşuna
Şahin pençesinde asılı serçe gibi
Nafile tüm çırpınışlarım
Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile
Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde
Alkış tutuyorsun alabildiğine
Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime
Sen kulaklarını değil
Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben
Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde
Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum
Karanfil moru gecelere
Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına
Dizeleri ağlatıyorum.
Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat
Seni yaşamak istememdi ütopyalarım
Tek sana adanmışlığımdı ölümüne
Tek senin doldurduğundu rüyalarım
Şimdi
Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım
Bilmiyorum
Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden
Bir avuç toprak olmadan sonunda
Sen diye kucakladığım. Bir gün
Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi
Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine
Yüreğin bende emanet biliyorsun
Ve ben
Yüreğin yüreğimde
Yüreğin ellerimde
Çok yakında
Çekip gideceğim yok oluşun koynuna
Beni düşürdün ya bu hale
Günahı boynuna
Bu gün yüzün öpülmekten solsun,
Miden 5kg şekerle dolsun,
Cüzdanını bücürlerin eline geçsin,
Gönlün huzura doysun,
Bayramınız mübarek olsun
Seni ararım sabahları ıssız sokaklarda,
Seni ararım akşamları sigaramın dumanında,
Ve seni bulurum geceleri masum rüyalarda,
Gece biter, sabah olur,
Dönerim ben yine ıssız sokaklara
Çıkmaz sokağına düştüm, düşeli
Attığım her adım ölümlere denk!
Acaba ben miyim, alem mi deli?
Kaldırımlar gayya, parkeler mihenk!
Sordum bir falcıya, “söyle can” dedi,
Sürsün hiç dokunma, “böyle yan” dedi,
“Aşk zehir şerbeti, heyecan,” dedi,
Yıllar yılı hicran, bu amansız cenk!
“Acaba ne gündür o bayram?” dedim,
Yarin alazında yandı her adım,
Her adımda yağlı bir kurşun yedim,
Boğazımda süzgün, acı pelesenk!
Bir sevda içime dalar perişan,
İçtim çeşm-i dilden, sular perişan,
Bu geceler, bu uykular perişan!
Sancır yüreğimde bir gizli ahenk!
Olsun, sevda tatlı, sevmekse, güzel
Durmasın, çağlasın bu hummalı sel!
Kalsın mezarımda ebed ve ezel,
O, elayimsema taşıyan çelenk!
Hürriyete Doğru
Gün dogmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin;
Gideceksin iri pınarların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul.
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden,
Bir kıyamet kopacak ufuklarda.
Deniz kızları mi dersin, kuşlar mi dersin;
Bayramlar seyranlar mi dersin, senlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mi ?
Heeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekleyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere.
Orhan Veli Kanık
İstanbul’u Dinliyorum
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geciyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul’u dinliyorum.
Orhan Veli Kanık